|
|
ALKARAM
MUSTAFA AFACAN
Coğrafya sınavında “Karadeniz Bölgesi’nde dağlar denize nasıl
uzanır sorusuna” en çakma talebe bile “paralel” cevabını şaktan
yapıştırır herhalde. Coğrafya Bilimi’nde statüko malum, dağların Ege’de
denize dik, Karadeniz’de paralel uzandığı şeklinde.
Şimdi bu soruya bir cevap da biz verelim ey hocalar! Karadeniz’de dağlar
denize “boynu bükük” uzanır son çeyrek yüzyıldır. O binyılların mağrur,
Karadeniz’e paralel olsa da başları her dem göğe dik dağlarının boynunu
bu memleketin yekûn siyasileri büktü çünkü, denize yasladığı omuzlarının
üstünden rezil bir otoyol geçirerek. Karadeniz Otoyolu bu dağların, bu
coğrafyanın milyon yıllık tarihinde gördüğü en büyük cinayet, en vahşi
talandır.
KSK’nın Bulancak deplasmanı gönlümde küllenmesi mümkün olmayan bu
yaranın yeniden depreşmesine çanak tuttu. Şevval Sam kasetinin tam
ortasına yazmış “Karadeniz kendisine hoyratça zarar vererek otoyol
yapanları hiçbir zaman affetmeyecek, verdiklerini bir gün alacaktır”
diye. Ahdolsun affetmeyeceğiz.
Şimdi Karadeniz’de mesafeler çok kısa, o nedenle zaten KSK’da Bulancak
deplasmanı için bir gün önceden yola çıkmış. Ama Karadeniz’de artık
güzellikler de çok kısa. Dağların rengi yok, denizin keyfi yok. O milyon
yıllık iki sevgili olan deniz ve dağı birbirinin koynundan ayıran rezil
bir beton yığını var artık ortada tüm çirkinliğiyle.
Kurulduğundan bu yana “kırmızı-siyahlılar” olarak andığımız
Kastamonuspor’a bu sezonki özelliğinden dolayı, renk ünvanını da
Gençlerbirliği’nden ödünç alıp, “Alkaralar” dersek ayıp etmiş olmayız
herhalde.
Alkaralılar Bulancak deplasmanında fındık kırarcasına bir zevkle top
oynayıp hem 3 puanı aldı, hem de rakip seyircinin alkışlarını. Bu
takımın sadece Kastamonu seyircisi için değil, aynı zamanda rakip takım
taraftarları için de bir velinimet olduğunu daha önce yazmıştık.
Senelerdir futbol arası kaşara talim ettirilen 3. Lig evsahipleri bizim
çiçek çocuklar sayesinde top neymiş bu sezon görecekler. Dahası o
şehirlerde de kulüplerin su başını tutan ağalara KSK modelini uygulamak
için baskılar doğacak. Hülasa bu takım sadece Kastamonu’da bir zihniyet
değişiminin öznesi olmayacak, aynı zamanda diğer 3. Lig takımlarını da
Süper Lig kulüplerinin kapısına yığacak.
Önceki haftaki şanssız yenilgiden sonra Avni Hoca’nın yaptığı “İş kazası
geçirdik” değerlendirmesinin gerçekliği de bu haftaki süper oyunla
doğrulanmış oldu. İllaki en usta marangozların bile en azından bir
parmakları kesiktir.
Alkaralı takımımız bu sene aldığı puanlardan çok oynadığı güzel futbolla
kalplerimizi kazanacak. Birkaç sene sonra Digitürk’te izleyeceğimiz bu
çocuklarla bir anımız kalsın toruna torbaya göstermek namına fotoğraf
kuyruklarına gireceğiz. Minik futbolcularımız kendilerine bir model
seçecek onlardan. Kimi Mevlüt’ün fırsatçılığını kapacak, kimi Onur’un
Aleksvari çalımlarını. Aklı santrforlukta olanlar Massey Ferguson Onur’u
takip edecekler, bazıları Muğdat’ı…
Bu sezon Kastamonu’da sahici bir futbol devrimi yapıldı. Bu yıl başarılı
olunur, olunmaz önemli değil. Ama bundan böyle bizim rotamızın bu olması
lazım. İlhan ustanın dükkanında çıraklığı, kalfalığı geçirip, elimiz
çekiç tuttuktan sonra da “Usta, iznin olursa ben kendi dükkanımı açıyım”
dememiz lazım.
Kastamonuspor A Takımı’na, bu her biri cevher çiçek çocuklara gram zarar
vermemek için es geçiyorum geçen hafta patlayan Paf Takım bombasını. Ama
yine de bir madalyayı hak etti KSK Yönetimi ve KPFD yetkilileri, bir kez
daha kanıtladıkları için bu memlekette altyapı felsefesinin gencecik
fidanları yaşken kırmak üzerine kurulduğunu ispatladıkları için! Elbet
kulübün de, derneğin de bir sürü haklı gerekçeleri vardır, ama neye
yarar bu saatten sonra. Artık altyapı “Bade’ül Harab’ül Basra”dır.
Anadolu Lisesi’ni tepip top sevdasına Kastamonu’da düz liseyi tercih
eden Paf Takımı oyuncusunun günahını da artık aralarında bi zahmet
bölüşüversinler
Kastamonu Gazetesi
23.09.2008
Yazara Mail Gönder
|